Mehmet efendi Osmanlı zamanında İstanbul’da yaşayan takke üreten bir zanaatkardır. Allah’a olan inancı o kadar fazladır ki bir gün yaratana dua etmiş. Bana bir mucize göster Allah’ım ben de sana daha fazla ibadetle bağlanayım demiş. Mehmet efendi günün birinde rüyasına ak sakallı, ak saçlı birisi çıka gelmiş,

-Mehmet efendi, Mehmet efendi, şama gideceksin orada bir han var yol gecen hanı, önünde de asma ağacı var onun meyvesinden üç adet yiyeceksin.

Mehmet efendi sabah kalkmış hemen eşine anlatmış ama bir anlam verememişler..

Gece olmuş,tekrar uyuyunca yine aynı rüyayı görmüş Mehmet efendi. Böylece günler geçmiş her gün aynı rüyayı görür olmuş, kime sorsa bir cevap alamamış. Demişler ki Fatih tarafında çok bilgili bir hoca var ona git sor bakalım rüyanın yorumunu, o sana gerekeni söyler. Takkeci Mehmet efendi hiç zaman kaybetmeden hocayı bulmuş ve rüyasını anlatmış,

Hoca; Sen hiç zaman kaybetme sakın, rüyanda denildiği gibi şama gideceksin, bahsi gecen hanı bulacaksın, meyvesinden üç adet yiyeceksin.

Takkeci Mehmet efendi hiç zaman kaybetmeden çıkınını hazırlamış şama giden bir kervana katılmış. Günler, haftalar sonra yorgun bir şekilde Şam a varmış.

İlk rastladığı hanın bahçesine oturur, yemek söyler kendine. Karnını doyurur, karnı doyduktan sonra şöyle bir kalkar ayağa, bir de bakar ki karşıda bir han, hanın önünde de yol gecen hanı yazıyor önünde de asma ağacı var,h emen sevinir ve içinden sevinçle ;

-İşte rüyadaki bahsi gecen han burası olsa gerek der ve koşarak asma ağacının meyvesinden üç adet koparır ağzına atar ve hemen koşarak yerine oturur,yan masada oturan birisinin bu hareketi dikkatini çeker
-madem oraya kadar gittin neden birkaç salkım koparmadın, koparsaydın da yıkayıp beraber yeseydik der

Takkeci Mehmet efendide anlatır olayı İstanbul dan geldiğini, her gece aksakallı,ak saçlı birisinin rüyalarına girdiğini, şama gitmesi gerektiğini anlatır, o sebepten dolayı da hemen görünce yediğini söyler.

Adam

-Ya kardeşim sen kafayı mı üşüttün, ben aylardır rüyalarımda aynı adamı görüyorum bana diyor ki İstanbul da takkeci Mehmet efendi var, onun evinin bodrumunda üç küp altın var git al diyor ben üç küp altın için İstanbul a gitmiyorum sen buraya üç tıkıl üzüm için gelmişsin der ve başlar gülmeye. =))

Mehmet efendi demez ki takkeci Mehmet efendi benim diye ve oradan ayrılır gerisin geri İstanbul a gelir eve girmeden aşağıya bodruma iner,başlar kazmaya birkaç vuruştan sonra bakar ki bir küp altın, başlar şevkle kazmaya derken ikinci de,biraz sonra üçüncüde çıkar, böylece zengin olur Mehmet efendi.

Söylendiğine göre tüm parasıyla bir Camii yaptırır ve ibadetlerin yapılmasını sağlar.

 

Kıssadan hisseye, aradığınız mucizeler kimi zaman yanınızdadır. Karamsarlığa düşmeden nereye bakacağını bilmek ve en önemlisi her gün daha iyisini nasıl yapabilirim diye düşünmek sizin elinize.

Kariyerinizde daha iyi yerlere, daha güzel kazançlara ilerlemenin işte en büyük mucizesi budur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here